Pazar , 22 Ekim 2017

Doğu Türkistan Maarif Hareketinin Önderi

Abdulhekim Mahsum Hacı  (1925 – 1993)

Dr. Alimcan ATAULLAH (Buğda)[1]

Hayatı:  

21. Asır Doğu Türkistan maarif hareketinin önderi, eğitimci, Şair, düşünür büyük din adamı Abdulhekim Mahsum Hacı, 1925 yılında Doğu Türkistan’ın Hoten iline bağlı Guma ilçesinde saygın bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Babası Abdulcelil Damolla[2] Hacı (1896-1938), zamanında Doğu Türkistan’daki büyük din adamı, entelektüel, Şair, Türkistan’ın en ünlü medreselerinden Kaşgar Hanlık Medresesi’nin[3] Şeyhi Abdulkadir Damolla (1882 – 1924)’da yüksek tahsil almış birisi idi. Abdulcelil Damolla hacı, oğlu Abdulhekim Mahsum Hacı’yı kendisinin açmış olduğu medresede itina ile yetiştirdi. 1932 yılında Hoten’de Çin istilasına karşı yürütülen ayaklanmalarda önemli roller üstendi. Doğu Türkistan’ın bütün bölgelerinde başlayan Çin’e karşı ayaklanma neticesinde 1933 yılında Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti kuruldu. Maalesef bu İslam Cumhuriyeti, 19 ay sonra Rus – Çin işbirliği ile ortadan kaldırıldı. Bu cumhuriyetin kuruluşuna iştirak etmiş ne kadar insan varsa çoğunluğu Çinliler tarafından idam edildi. Durumun vahametini fark eden Abdulcelil Damolla Hacı, 1934 yılında oğlu Abdulhekim Mahsum Hacı ile beraber Hindistan’a hicret etti. 3 yıl süren bu hicret yolcuğu sırasında Abdulcelil Damolla Hacı, oğluyla beraber Hac yapmak için Mekke’ye gitti. Hac yaptıktan sonra Mısır ve Türkiye’yi dolaşarak Doğu Türkistan’a geri döndü. Doğu Türkistan`da 1937 yılından 1942`ye kadar Şing Şi Sey[4] ve işbirliğindekiler tarafından 250 binden fazla alim, okumuş ve o bölgede halkın teveccühünü kazanmış kişiler tutuklanarak hunharca katledilmiştir. Hicret hayatını sonlandırıp memleketine yeni dönen Abdulcelil Damolla Hacı ve oğlu, Şing Şi Sey  askerleri tarafından yakalanıp hapse atıldı. Abdulcelil Damolla Hacı, Eneshan Törem, Seyyidina Efendim gibi bölgede halkın teveccühünü kazanmış birçok alim ile birlikte, 1937 yılında Yarkent Nahiyesine bağlı Korvat kumluğunda, Şing Şi Sey cellatları tarafından diri diri kuma gömülüp şehit edildi[5]. Abdulhekim Mahsum Hacı ise, yaşının küçük olması sebebiyle 6 ay hapiste tutulduktan sonra salıverildi.Abdulhekim Mahsum Hacı, hapisten çıktıktan sonra memleketi Guma’ya döndü ve eğitimine devam etti. 1944`de Doğu Türkistan`da ikinci defa devlet kurulduktan hemen sonra 1945 yılında, Kaşgar Hanlık Medresesi’ne giderek yüksek tahsil aldı. 1948 yılında okulu birincilikle tamamlayıp, Kargalık[6] halkının yoğun isteği üzerine Kargalık Nahiyesine yerleşti. Yerleşir yerleşmez, Kargalık’taki tanınan alim ve bilgin kişilerden Abdulhamid Raşidin (1924 –1981) ve Yasin Ahun Damolla (v. 1976) ile birlikte eğitime başladı. Kaşgar ve Hoten bölgelerinden gelen yüzlerce talebelere ders verdi. Abdulhekim Mahsum Hacı, 1950 yılında Abdulhamid Raşidin ve Yasin Ahun Damolla ile birlikte “Milli Akartış Uyuşması (Milli Maarif Cemiyeti)”nı kurdu. Cemiyetin amacı, halkın dini ve milli bilincini yükseltmek, dini ve milli şuura sahip nesiller yetiştirmek idi. Bu cemiyet, dört sene devam etti. Cemiyetin faaliyeti Doğu Türkistan’daki diğer bölgeleri etkiledi. Bu dört yıllık sürede binlerce talebe yetişti, birçok bölgede buna benzer cemiyetler kuruldu. Doğu Türkistan’ı 1949 yılında işgal eden Kızıl Çin, Doğu Türkistan’a tam hâkim olmaya başlamasıyla, 1954 yılında bu cemiyeti kapattı. Abdulhekim Mahsum Hacı ve arkadaşlarını yakalayıp hapse attı. Çin hapishanelerinde çok ağır işkence gördü. 7 Şubat 1955`de Hoten, Kaşgar bölgelerinde Çin komünist yönetimine karşı silahlı mücadelenin başlaması sebebiyle, Çin, Doğu Türkistan halkını sinirlendirmemek için hapse attığı bir çok alim ve düşünürü serbest bıraktı. Abdulhekim Mahsum Hacı ve arkadaşları Kasım 1956 da hapisten çıktı

Abdulhekim Mahsum Hacı’ın hapishaneden çıktığını duyan talebeleri, Doğu Türkistan`ın çeşitli bölgelerinden hemen Kargalık`a gelmeye başlamış ve Abdulhekim Mahsum Hacı tekrar eğitim faaliyetini başlatmıştır. Bu defa eğitimini daha çok gizli yürütmüş, talebelerini Kargalık Nahiyesinin bölgelerine dağıtmış ve dolaşarak eğitim vermiştir.

Doğu Türkistan genelinde 1957 ve 1958 yılların da komünist Çin’e karşı silahlı ayaklanma olmuş, bu mücadeleye liderlik yapan veya önderlik eden birçok insan yakalanmıştır. Yakalananlar içinde birçoğunun Abdulhekim Mahsum Hacı’nın talebelerinin olduğu anlaşılınca komünist Çin, Abdulhekim Mahsum Hacı’yı birçok talebesiyle birlikte gözaltına almıştır. Abdulhekim Mahsum Hacı,1959 yılında komünist Çin tarafından, müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Hapis hayatı sürgün edilmişçesine memleketinden 500 km uzaklıktaki Feyzâvat Kalgaç cezaevinde geçti. Hapiste görmediği Çin işkencesi kalmadı. Domuz ahırlarında domuz bakıcılığı gibi, ağır koşullar içinde çalıştırıldı, Azılı katil ve hırsızların içine bırakılıp dövdürüldü. Hapisten çıktığında, el, ayak ve vücudunda yumruk büyüklüğünde sert etler vardı. Ne olduğunu sorduğumda, aylarca el ve ayaklarında takılı kalan kelepçe ve dayak izleri olduğunu söylemişti. Günde 50 gramlık mısır ekmeğiyle hayatta kalmaya çalışırken şöyle diyordu: “Bir gün yiyip bir gün oruç tutmasaydım, hayatta kalamazdım”. Bir vakit bile namazını terk etmemiş, teyemmümle namazlarını eda etmiş.Abdulhekim Mahsum Hacı, hapishanede bile dini tebliğ ile meşgul oldu. Her fırsatta etrafındaki insanlara dini tebliğ etti, sabretmeye ve inançlarını kaybetmemeye çağırdı. Birçok insan hapishanede birer ilim ve hizmet ehli olarak yetişti. Ziyarete gelen talebelerine dini davet ve eğitim faaliyetine devam etmesi için telkinde bulundu. Onlara zor şartlar altında İslama davetin nasıl yapılacağı ve nasıl eğitim yapılacağı hususunda yol gösterdi. Komünist Çin’in başındaki diktatör ve faşist Mao’nun 1976 yılında ölmesi ile Çin’de biraz yumuşama oldu. Çin genelinde birçok insan hapisten çıktı. Abdulhekim Mahsum Hacı, 3 yıl sonra 12 Mart 1979 tarihinde 20 yıllık hapis hayatını tamamlayıp Kargalık’a geldi. Abdulhekim Mahsum Hacı’yı Kargalik’ta talebeleri ve kalabalık halk coşkuyla karşıladı. Evine Çinliler tarafından el konulmuştu. Ailesi Guma’ya gitmişti. Abdulhekim Mahsum Hacı hapisteyken, ailesinin tüm zorluklarını Kardeşi Hamithan Mahsum Hacı (1927 – 2009) ve talebeleri üstlendi. Talebeleri Abdulhekim Mahsum Hacı’ya hemen ev hazırladı. Abdulhekim Mahsum Hacı, eve yerleşir yerleşmez müderrislik yapan talebelerini toplayıp, mevcut durumu  öğrendikten sonra, tekrar eğitim faaliyetine başladı.Komünist Çin, 1980 yılından sonra “dışarı açılma politikası” adı altında, Çin genelinde her alanda bazı yumuşama politikası uyguladı ve dinî serbestliği ilan etti.  Abdulhekim Mahsum Hacı’nın hapisten çıktığını ve yeniden medrese tesis ettiğini duyan talebeleri Doğu Türkistan’ın çeşitli bölgelerinden Kargalık’a akın etti. Bunların içinde Uygur, Özbek, Kazak, Kırgız, Tacik gibi Müslüman Türk gençler bulunmaktaydı. 1985 yılında talebelerinin sayısı 5 bini bulmuştu. Kargalık halkı, tam bir Ensâr gibi davrandı. Kargalık nahiyesinde iki odalı bir evin bir odasını talebelere kalacakları yer için tahsis etmiş, talebelerin ihtiyaçları oradaki hali vakti yerinde olan hayır severler tarafından yapılıyordu..

Abdulhekim Mahsum Hacı, Çin devletinin açılım politikasını çok iyi değerlendirdi. Kargalık’ta modern bir medrese teşkil etti. Eski talebelerine farklı mekânlarda medrese açtı ve yeni gelen talebeleri oraya yerleştirdi. Kendisi daha çok yüksek seviyedekilere ders verdi. Talebelerin her türlü ihtiyaçlarını temin etmek için uğraştı. Kargalık yerel Hükümet, Müslüman halkın yoğun isteği üzerine yıllarca ibadete kapalı olan Kargalık Merkez Camisini ibadete açtı. Hükümet, Kargalık halkının desteği ve teveccühünü kazanan Abdulhekim Mahsum Hacı’yı imam hatip olarak tayin etti. Abdulhekim Mahsum Hacı, ömrünün sonuna kadar bu camide imam ve hatiplik yaptı. Burada vaaz ve irşatla meşgul oldu. Halkın her türlü sorunlarını çözmek için uğraş verdi. Neredeyse bir müftü, bir hakim,gibi çalıştı. Çünkü Müslüman halk, nikah, miras, gibi bir çok konuda eski gelenekleri olan “imam’a müracaat etme” adetini hala sürdüre gelmekte. Abdulhekim Mahsum Hacı, İslamî daveti avama ulaştırmak amacıyla, 1983 yılında “Ziya Hatme (Aydınlatma Hatmisi)” adı altında davet ve irşat faaliyeti başlattı. Kargalık’taki ileri gelen aksakal ve aydın kişilerden bir gurup oluşturarak başta Kargalık ilçesi olmak üzere civar ilçe ve kasabalarda halka hitap ediyordu. Bu toplantılara 10 binlerce insan iştirak ediyor,  hoparlörlerle vaaz ve tebliğ yapılıyordu. Bu faaliyetler 1988 yılına kadar devam etti.Abdulhekim Mahsum Hacı, 1985 yılında hac için Mekke`ye geldi. Hac dönüşü İstanbul`a uğradı. İstanbul’da hemşerilerinin büyük iltifatına mazhar oldu. Merhum İsa Yusuf Alptekin`le görüşerek Doğu Türkistan’daki durum ve Doğu Türkistan’ın geleceği konusunda fikir alış verişinde bulundu. Hemşerilerin Türkiye’de kalması için ısrar etmesine rağmen, Doğu Türkistan’daki hizmetin önemini vurgulayarak Doğu Türkistan’a döndü. Bu zaman zarfı içinde talebeleri, Kargalık’taki eğitim faaliyetini hiç aksatmadı. Kızıl Çin, açılım politikası çerçevesinde camilere imam hatip yetiştirmek maksadıyla, yıllarca kapattığı Kaşgar’daki tarihi Hanlık Medresesini açtı. Burada 6 aylık kısa dönem Kur’an Kursu açarak, Kursa Kaşgar il ve ilçelerinden 100 civarında imam ve müezzin getirdi. Abdulhekim Mahsum Hacı, Başmüderris olarak tayin edildi, 1986–1987 yıllarında bu Kur’an Kursunda ders verdi. Abdulhekim Mahsum Hacı’nın Kargalık’taki birçok talebesi Kaşgar’a beraber geldi ve Kaşgar şehri ve civar illerden çok sayıda talebe Abdulhekim Mahsum Hacı’den eğitim almak için geldi. Komünist Çin, Müslüman ülkelerle ilişkilerini geliştirmek amacıyla, 1987 yılında Doğu Türkistan’ın Başkenti Urumçi’de “Doğu Türkistan İslam Enstitüsü” okulu açtı.  Bu enstitüye ilk etapta Doğu Türkistan’ın bütün bölgelerinden 5 yıllığına öğrenci getirdi. Öğrencilerin içinde Uygur, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar, Sala, Tacik gibi Müslüman milletler vardı.Enstitüde bu öğrencilere dini eğitim verecek hoca olmadığı için, Doğu Türkistan’ın değişik bölgelerinden dini tahsili yüksek olan hocaları anlaşmalı hoca olarak okula getirtti. Abdulhekim Mahsum Hacı, 1988 – 1990 yıllarında “Doğu Türkistan İslam Enstitüsü”nde hocalık yaptı.Komünist Çin, 1989 yılında Çin geleninde doğum kontrolü siyasetini devreye soktu. Bunu Doğu Türkistan’da genellikle köylerde şiddetle uyguladı. Çin’in kürtaj uygulaması neticesinde çok sayıda bebek ve annesi hayatını kaybetti. Çin’in kürtaj siyasetini protesto etmek maksadıyla, Doğu Türkistan’ın Barın kasabasında 500 civarında kişi gösteri yaptı. Çin, bu gösteriye silahla karşılık verince, bu gösteri çatışmaya dönüştü. Yüzlerce insan şehit oldu. Bu gösteriye katılanlar içinde Abdulhekim Mahsum Hacı’nın da talebeleri olduğu haberini alan Çin, Abdulhekim Mahsum Hacı’yı okuldan uzaklaştırdı ve memleketi Kargalık’a gönderdi. Abdulhekim Mahsum Hacı’nın Kargalık’taki medresesi’de kapatıldı. Birçok talebesi tutuklandı. Halkın infialinden korkan Çin, Abdulhekim Mahsum Hacı’yı tutuklamaya cüret edemedi.

Abdulhekim Mahsum Hacı, hayatının son üç yılını daha çok gizli davet, halkı irşad,  ile geçirdi. Davet edildiği yerlere iştirak ederek, halkı kendi dini ve milli değerlerine sahip çıkmaya çağırdı. 1988 yılından itibaren Doğu Türkistan’da itikad ve mezhep farklılığı ortaya çıkmaya başladı. Bunun nedeni, Hac veya eğitim amacı ile yurt dışına gidenlerin bazı dini eserleri getirmeleri ve bazı gençlerin yurt dışında eğitim görmesi idi. Bunun neticesinde eski din adamı ve alimler ile yurt dışında eğitim alan gençler arasında çok büyük kırgınlıklar oluştu. Abdulhekim Mahsum Hacı, bunların arasını islah etmeye çalıştı. Her iki tarafa milletin içinde bulunduğu durumu göz önüne getirmeleri gerektiğini vurguladı. Doğu Türkistan halkının 1000 yıldır Müslüman yaşadığını, Türkistan halkının Hanefi mezhebini benimsediğini söyleyen Abdulhekim Mahsum Hacı, din adamlarının halkın benimsemiş sağlam itikadı ve mezhebiyle uğraşmanın yerine, halka daha çok dinini öğretmeye, kendi dini ve milli kimliğini muhafaza etmeleri için çaba göstermeye davet etti. Onlarla tek tek görüştü. Milletin birliği ve beraberliğini pekiştirmek için gerektiğinde uzak yerlere defalarca gitti.19 Haziran 1993 tarihinde Abdulhekim Mahsum Hacı, Allah’ın rahmetine kavuştu. Vefat ettiği gün akşam namazı kılmak için abdestini alıp, namaza duracağı anda vefat etmiştir Bütün Doğu Türkistan halkı merhumun vefat haberinden sarsıldı. Çin’in cenaze namazına diğer bölgelerden halkın katılmasını yasaklamasına rağmen, Merhumun cenazesine 10 binlerce insan iştirak etti. Cenazeye Kaşgar ve Hoten bölgelerinden Kargalık nahiyesine giden yollar, Çin polisleri tarafından kesildi. Cenazede olay çıkmasından korkan Çinliler, olağanüstü durum ilan ederek Kargalık nahiyesine sevenlerinin gelmesini önlemiş olmasına rağmen kalabalık bir tören oldu.Komünist Çin, Abdulhekim Mahsum Hacı’nın idealini onun vefatından sonra anlamaya başladı. Çin’in resmi gazetelerinde Abdulhekim Mahsum Hacı’yı suçlayan makaleler yazıldı[7]. Makale ve yazılarda Abdulhekim Mahsum Hacı’yı Doğu Türkistan halkına dine davet etmekle bölücülüğe teşvik ve ateizme karşı büyük tehlike oluşturduğunu iddia etti.  Abdulhekim Mahsum Hacı’nın talebelerini birer birer tutukladı.. Onun vaaz kasetleri toplatıldı.

İlmi Kişiliği:

Abdulhekim Mahsum Hacı,üstün zeka ve hafızaya sahipti. Ders sırasında çok küçük yaşlarda başından geçen olayları tarihleriyle ayrıntılı olarak anlatırdı. Medresesinde Abdulhekim Mahsum Hacı’nın dersine iştirak eden talebelerinin sayısı bazen 150 kişiyi bulurdu. Derse gelmeyenleri tespit eder, ertesi gün derse gelmeyenleri sorguya çekerdi. Arapça ve Farsça dili çok iyi biliyordu ve çok iyi konuşabiliyordu. Makale ve şiir yazabiliyordu. Kadı Beydavî, Hidaye, Miftahu’lUlûm, Elfiye İbn Malik, Makamât-i Harirî, Mesnevî  gibi çoğu dersi ezbere öğretiyordu. Gündüz dikkat çekmemek ve dersleri yetiştirmek için, Abdulhekim Mahsum Hacı  çoğu dersi sabah akşam veriyordu. Sabah dersi saat 03.00’te başlıyordu. Sabah namazına kadar birinci grubun dersini öğretiyordu. Sabah namazından sonra camide cemaate vaaz ve sohbet veriyordu.  Saat 10.00’da öğlen Namazına kadar ikinci gruba ders veriyordu. 3. Grubun dersini ise ikindi namazından sonra veriyordu. 4. Grubun dersi kışın Yatsı namazından sonra, yazın ise Akşam namazından sonra başlıyordu. Her grupta 50 ile 150 civarında talebe bulunuyordu. Diğer vakitlerinde ise hem istirahat ediyor, hem de halkın düğün ve hatim faaliyetleriyle ilgilenirdi. Bizler sabah derse geldiğimizde, Abdulhekim Mahsum Hacı’nın radyo dinlediğini görürdük bizde iştirak ederdik. Dış dünyadan ve İslam dünyasındaki gelişmelerden haberdardı. Bizlere ders sırasında bazen dış gelişmeler konusundan söz ederdi. Derse başladığımızda okuduğumuz kitabın müellifinin hayatını ince detayıyla anlatırdı. Türk ve Arap edebiyatını çok iyi bilirdi. Ders esnasında bazen ezbere uzun uzun Türkçe, Arapça ve farsça şiirler okuyordu. Talebelerini de şiirler ezberletiyordu.

Eserleri:

1.                   Tecelli Mucelli

Bu eser, Hüseyinhan Tecelli (1848 – 1927)’in Uygurca, Arapça ve Farsça kaleme aldığı şiirler mecmuasıdır. Eserin bir kısmı Tecelli’nin kendi kalemiyle yazdığı yazma halinde muhafaza edilmiş, bir kısmı ise talebelerinin ezberlediği şeklindedir. Abdulhekim Mahsum Hacı, Tecelli’nin tüm şiirlerini bir araya topladı. Arapça ve Farsça şiirlerini şimdiki zaman Uygur Türkçesine çevirerek, “Tecelli Mucelli” adı altında kitap haline getirdi. Bu eser 1984 yılında Kaşgar Uygur Neşriyatı tarafından neşredildi.

2.                   Hediyyetu’l-Ustazu’n-Nasih, Li Cema’etu’t-Tullab fi Nezmi’n-Nesâih

Bu eser, 47 mısradan oluşan Arapça şiirler manzumesidir. Bu eser, Abdulhekim Mahsum Hacı’nın “Doğu Türkistan İslam Enstitüsü”nde hocalık yaptığı zamanda kaleme alınmıştır. Abdulhekim Mahsum Hacı eserinde, eseri öğrencilerine hediye ve nasihat olarak kaleme aldığını beyan etmekte. Eğitimin Uygur Müslümanları için hayati önem arz ettiğini vurgulayan Abdulhekim Mahsum Hacı, öğrencileri eğitime daha çok özen göstermeye, geçmiş ulemaya ve büyüklere saygı göstermeye, milletin kendi aralarında bölünme olmaması için ihtilaftan uzak durmaya, Ehli Sünnet yolunda hareket etmeye, Hanefi mezhebinden uzaklaşmamaya davet etmektedir.

Abdulhekim Mahsum Hacı’nın bunlardan başka birçok eseri olduğu, Çin’in “Kültür Devrimi” adı altında başlattığı kültürel tahribat sonucu yakıldığı, kaybolduğu ya da talebelerinin Çin mezaliminden korktuğu için orta çıkaramadığı bilinmektedir.

Sonuç

Abdulhekim Mahsum Hacı, hayatının en verimli çağını hapislerde geçirdi. Çin’in o kadar baskı ve işkencelerine hiç boyun eğmedi. O kendi hayatını Doğu Türkistan halkının cehaletten ve esaretten kurtulmasına bağışladı. Halkının dini ve milli kimliğini korumak için yılmadan usanmadan çaba gösterdi. Ortamı ve vaziyeti çok iyi değerlendirdi. Nerede halkın yararına bir hizmet varsa, oraya koştu. Kimi zaman Çin devletinin idaresinde görev aldı, kimi zaman devlet idarecileriyle iyi geçinir gözüktü. Devletin imkânlarını iyi kullandı. Abdulhekim Mahsum Hacı’nın etkisiyle Doğu Türkistan’ın her köşesinde binlerce Kur`an Kursu açıldı. Talebeleri Doğu Türkistan’ın içinde Çin’in o kadar baskılarına rağmen dini eğitimi gizli olarak devam ettirdiler.  Çin’in baskılarından kurtulup dünyanın çeşitli ülkelerine hicret eden talebeleri de onun yolundan gitmekte, bulundukları ülkelerde Doğu Türkistanlıların dini ve milli kimliklerini koruması için uğraş vermektedirler.

Komünist Çin, Doğu Türkistan’ı işgal ettiği 1949 yılından 1980 yılına kadar olan zaman zarfı içinde, Doğu Türkistan halkını dininden kültür değerlerinden tamamen uzaklaştırmak için elinden gelen her tür vahşeti uyguladı. 100 binlerce din alimi, aydın ve okumuş insanı hunharca katletti.  10 binlercesini hapislerde çürüttü. Doğu Türkistan’ın ne kadar tarihi kültür mirasını yaktı ve yıktı.   Çin, 40 yıl içinde Uygur alfabesini iki defa değiştirdi. Milleti tarihinden tamamen koparmaya çalıştı. Çin, okullarda ateizm dersi vererek Doğu Türkistan halkını dininden uzaklaştırmaya çalıştı. Abdulhekim Mahsum Hacı’nın hapisten çıkıp kısa zamanda gösterdiği uğraşı neticesinde, Doğu Türkistan halkının kalbi İslam nuru ile yeniden aydınlandı. Doğu Türkistan halkına kaybetmek üzere olan kimliğini yeniden kazandırdı. Cenabı Allah (c.c.), mekânını Cennet eylesin!

Not: bu makale “Gökbayrak” dergisinde yayınlanmıştır.

Cevapla